16 Nisan 2012 Pazartesi

Xangri-lá - 2. Bölüm

Önceki yazıda gün içinde ikinci bölümü yazacağımı söylemiştim ama elektrikler defalarca kesildiğinden hepten kafayı yememek için kısmen ruh hastası ev kadınlığına bağlayıp evi köşe bucak temizledim. :D Ayrıca The Adventures of Tintin müthişmiş, herkese tavsiye ederim. ((:

video

Hayatımda ilk kez bir plajda bu kadar çok araba gördüm sanırım. Tatilimizin ikinci günü, yani Paskalya ertesi Cumartesi günü, insanlar çocuk çoluklarıyla ve olmazsa olmaz köpekleriyle beraber sahile akın etmişlerdi. (Burada gelir seviyesi yüksek insanlarda dikkatimi çeken beyaz spor ayakkabılar ve köpekler. Brezilyalı arkadaşlara da sorduğumuzda bu tespitimizi doğruladılar.) Konuyla ilgisiz ama burada köpek sahipleri köpeklerini süslemeye bayılıyorlar. En son bir dobermanın altında sıra hâlinde üç tane yıldız gördükten sonra konunun üstünde daha fazla düşünmemeye karar verdim. ((:


Xangri-lá ufak tefek bir tatil beldesi olduğundan gidilecek çok farklı bir yer yoktu. Öğle yemekleri için açık büfe sunan lokantaları, bilumum yazlık ev mobilyacılarını ve inşaat malzemesi dükkânlarını saymazsak tabii. :P

Akşam yemeği için çok enteresan bir şey yapıp pizza yemeye gittik. (: Şaka bir yana, Brezilya'nın pizzaları hakikaten ünlüymüş. Ben bilmiyordum. Meşhur pizzalar daha ziyade São Paulo'da olsalar da bizim yediklerimiz de son derece lezzetliydi. Peynir delisi bir insan olarak altı peynirli pizzaya gömülmemin neticesinde komaya giriyordum az kalsın. (: Bir gün Brezilya'da peynirli pizza denemek isterseniz benim gibi gözünüz dönmesin, dörtte kalın derim. (:


Bu arada bir öğle yemeği sırasında hayatımın aşkıyla tanıştım! Portekizcesi Sagu com vinho (bazı sitelerde Sagu de vinho olarak da geçiyor; özetle şaraplı sagu). Bu tatlı, sagu denen minik nişasta toplarının (tapioca pearls, yani tureng sözlüğe göre tapyoka incileri, ne kadar doğru bilemiyorum) şarapta pişirilmesiyle yapılıyor. Tarifini öğrendim. Başka bir postta yazacağım. (:


Dönüş yolunda araba yine kalabalıktı ve bu sefer tüm yolu arka koltuğu dörtlemiş olarak tamamladık. Enteresan bir şekilde bu sefer yol daha kısa geldi. Sadece 5 dakikalığına yol kenarında mola verip bilumum büyükbaş hayvanın fotoğrafını çektik, o kadar. (:


Netice itibariyle güzel bir geziydi. Geriye de hatıra olarak ilk Havainaslarım kaldı. Kedili, evet. :P


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder